Uyku Eğitimi Verilmeli mi?

Ebeveynlerin çoğunun zorlandığı temel alanlardan biridir uyku ve ileri yaşlara kadar anne- baba ile yatan çocuk sayısı Türkiye’de yadsınamayacak kadar fazladır. Bütün ebeveyn- çocuk çatışma alanlarında olduğu gibi bu alan da sadece tek başına uyku süreci ile ilişkili değildir.

Uyku aslında ebeveyn ( ki bu çoğunlukla annedir) ve çocuğun ayrılık süreci ile de ilişkilidir. Günlük hayat içinde anneyle çok yapışık olan, kimseye gitmeyen, annenin hiçbir şey yapmasına izin vermeyen çocuğun gece bir anda annenin yokluğunu kabullenmesi de beklenemez. Bunlar tabi ki normal çocuk gelişiminin olağan senaryolarıdır ancak burada önemli olan bu tutumların yoğunluğu, ebeveynin, özellikle de annenin ayrılık konusunda tutum ve hissettikleridir. Çoğu kez ayrılamayan çocuğun arkasında ayrılamayan ebeveyni vardır. Çocuğun başka biriyle kurduğu yakınlıktan canı acıyan, çocuğunun kendisine aşırı bağlılığından haz alan, onu bırakıp gidememesini yoğun sevginin bir göstergesi olarak kabul eden anne, ister istemez çocuğun bunun tam tersi olan davranışlarında hissedeceği üzüntü, kızgınlık ve kaygıyı çocuk fark edecektir.  Zaten bir taraftan ayrılıp bağımsızlaşmak, diğer taraftan orada yapışık kalmak arasında bocalayan çocuğun alacağı mesajlar onun bağımlı olma yönündeki kararlarını destekleyecektir.

Diğer taraftan ayrılma kaygısı hissetmese bile yoğun kaygıları olan ebeveynler de çocuğun tek başına kalmasına bağımsızlaşmasına izin vermez, veremezler. Başına bir şey geleceği korkusuyla yalnız bırakamaz, kendilerinin olmadığı ya da görmediği ortamlarda kalmalarına dayanamaz, kaygıları nedeniyle gece sık sık kontrol etme, hastalanınca yanına alma gibi davranışlarda bulunurlar. Bu çocuğun tek başınayken güvende olmadığı algısının oluşmasına neden olacağı için çocuklar da tek başına yatamaz, olağan karanlık korkuları, zarar görme korkularıyla baş edemezler.

Diğer bir durum ise ebeveynin depresyonu ya da mizaç özellikleri nedeniyle fazla sabırlı ve tahammüllü olamamasıdır. Çocuğun kendi başına yatmaya geçiş süreci, yani bir alışkanlığın edinme süreci biraz uzun ve zor olabilir. Bu sürece katlanmak yerine zamana bırakmak, şu an için en kolayını seçmek bazen ebeveynin işine gelebilir.

Ebeveyn ile ilişkili olumsuz etkileyen faktörlere baktıktan sonra biraz da çocuk açısından bakmak lazım. Bebekler diğer tüm memeliler gibi ebeveyne (özellikle de anneye) bağımlı olarak doğarlar. Ebeveynin yokluğunda hayatta kalamama ile ilgili arkaik bir korku taşırlar. Bu yırtıcı hayvanlar tarafından zarar görmeye ilişkin ilkel çağlardan aktırılan bir korkudur. Çocuğun ilk temel ihtiyacı yeterince sevildiğini ve güvende olduğunu hissetmektir. Bu yüzden bebek her ağladığında ilgilenilmeye, beslenilmeye, sarmalanmaya, ebeveynin yakınında olmaya ihtiyaç duyar. Bu yüzden erken bebeklik dönemlerinde uyku eğitimi uygulamak, ya da ağlasa bile duymazlıktan gelerek uyku eğitimi almasını beklemek uygun değildir. Çocuk güvende olduğu hissini başlangıçta sadece ebeveynin yanındayken hissederken zamanla bu temel güven duygusu olarak çocuğun içinde yerleşmeye başlar. Temel güven duygusu ebeveynin onu terk etmeyeceği, her ihtiyacı olduğunda orada olacağı, dünyanın güvenli bir yer olduğu algısıdır. Bu duyguya sahip olan bir çocuk uyku alışkanlığı edinmeye hazırdır. Temel güven duygusu her çocukta aynı süreçte oturmaz. Bu sadece ebeveynlik becerileri ile ilgili değil aynı zamanda çocuğun doğuştan getirdiği mizaç özellikleri ve yaşanılan olaylar ile de ilişkilidir.

Bazı çocuklar doğuştan daha hassas, daha çekingen, daha kaygılı bir mizaç ile, ya da ebeveynlik becerilerini olumsuz etkileyen zor mizaç ile doğabilir. Bu çocuklardaki süreç tabi ki uyumlu sakin bir mizaçtaki bir çocuk kadar kolay olmayacak, ebeveyne çok daha fazla iş düşecektir.

Diğer taraftan ani kayıplar, doğal felaketler gibi olumsuz yaşam olayları çocuğun dünyanın güvenli bir yer olduğu algısını bozabileceği gibi ebeveynin uygun davranabilme becerisini de bozacaktır.

Çocuğun uyku sürecinde ayrılabilmesini desteklemek için gün içinde de yaşına, gelişimine uygun olarak bağımsız hareket etmesini desteklemek, kendi yetilerine güvenebilmesi için kendi başına yapabileceği şeyleri ona uygun şekilde kolaylaştırmak ama onun yerine yapmamak, diğer yetişkin ve çocuklarla iletişimini desteklemek gerekir. Ebeveyn olarak kendimiz ile ilgili güçlüklerle baş edemiyorsak bir uzmandan destek almak uygun olabilir. Çocuğun hazır olduğunu sezgileriniz size hissettirecektir ancak bu sürecin 2-3 yaşından fazla uzamaması çocuk için daha kolay olacaktır. Çünkü bir alışkanlık ne kadar kemikleşmişse onu değiştirmek de o kadar zor olur.

Odaları ayırmadan çok öncesinde de çocuğun kendi başına uyumasını desteklemek gerekir. Meme emerken, sarılarak, elini tutarak ya da temas ederek uyumaya alışmış bir çocuk için başka şekilde uykuya dalmak zorlayıcı olur. Çünkü olağan uyku sürecinde her 90 dk’da bir uyku-uyanıklık arasında kolay uyanabilir bir sürece gireriz, bu süreçte kendi başımıza uyumayı biliyorsak ayılmadan tekrar uykuya dalarız. Ancak bebek temas ederek uyumaya alışmışsa yine ancak temas ederek ya da emerek uykuya dalabilir. Yataklar, odalar ayrıldığında gece sık sık uyanma en büyük kabusunuz olabilir. Bu durum çoğu ailede uyku eğitiminin en büyük düşmanı olur. Uyku arkadaşı bir oyuncak ya da materyal bu uykuya geçiş süreçlerinde daha kolaylaştırıcı bir seçenek olabilir.

Yine çocuğun hayatında uyku eğitiminin çok daha öncesinde zaten hep süregelmesi gereken önemli diğer şey rutinlerdir. Rutinleri olması çocuklara çok iyi gelir, bir sonraki basamakta olacakların öngörülebilir olması çocuğun temel güven duygusunu, süreklilik duygusunu destekler, onu sakinleştirir. Aynı zamanda beynimiz hatırlatıcıları kaydeder, yemekten sonra çay içmeyi alışkanlık haline getirdiysek her yemekten sonra çay aramamız bu yüzdendir. Rutinler çocuğun beyin olarak da uykuya hazırlanmasını sağlayacak işinizi kolaylaştıracaktır.

Bu kadar yazdıktan sonra uyku eğitimi verilmeli midir? Sorusunun cevabını tahmin ediyorsunuzdur. Verilmelidir , çünkü insanlar artık ebeveynleri olmadığında yemek olacakları ilkel dönemlerde yaşamıyorlar. O dönemlerde yaşasaydık kendimizi tek başımıza olduğumuzda da güvende hissetmemiz, sık sık uyanacağımız bir yüzeysel uykuya sahip olmamız gerekirdi. Ama artık güvenli evimizde böyle bir uyku bizim için uyku sorunu demek. Verilmelidir, çünkü çocuk ebeveyni olmadığında da güvende olduğunu bilmeli, kendi korkularıyla yüzleşecek fırsatı bulabilmeli, ihtiyacı olduğunda ebeveynin yanında olacağını bilmelidir.

Zamanlama ya da nasıl bir hızda ilerleyeceğinizi siz zaten biliyorsunuz. Ebeveynlik sezgileri gözlemleriniz size bunu söyleyecektir. Yine de çok geciktirmeyin. Çoğunlukla zamanla kendiliğinden düzelmeyecektir. 5 yaşındayken birlikte yatmak çok zor olmayabilir, ama artık 15 yaşına geldiğinde sizi zorlayabilir.

 

Sevgiyle kalın…