Uyku ve Çocuk

Uyku canlının çevreyle iletişiminin geçici ve kısmi olarak kaybolması durumu olarak tanımlanabilir. Uyku fiziksel, zihinsel fonksiyonlar için olduğu kadar yaşamsal fonksiyonlar için de gereklidir. Deney hayvanları ile yapılan çalışmalarda uyku yoksunluğu ile hayatta kalmanın, besin yoksunluğu ile hayatta kalma ile karşılaştırılabilir olduğu gösterilmiştir (Rechtschaffen, 1989).

Uykudaki biyolojik değişiklikler

Bebeklik dönemi

Bebek çok fazlı, günün çoğunun uykuda geçtiği bir uyku döngüsü ile doğar. Bebeklikten yetişkinliğe geçerken bu döngü biyolojik değişimlerin etkisi ile gittikçe kısalır, tek fazlı hale gelir ve gündüz uykuları kaybolarak sadece gece uykusuna dönüşür. Bebeklik döneminde uyku-uyanıklık döngüsünün gelişimi, genellikle hayatın ilk bir yılında tamamlanır. Uykunun büyük çoğunluğu geceye kayar ve gündüz uykuları da birkaç sefer olacak şekilde organize  olur.

Bebekler ilk üç aylık dönemde günlerinin 16- 18 saatini uyuyarak geçirir. 12-35 ay arası çocuklarda ise uyku süresi ortalama; 12-14 saattir.

Okul öncesi dönem

Okul öncesi dönem; çok fazlı uykudan tek fazlı uykuya geçiş dönemidir. Gece uyanmaları erken çocukluktaki en sık uyku problemidir (Mindell, 1993). Uyku sürelerinin gittikçe kısalması nedeniyle diğer bir sık görülen uyku problemi yatma saatine dirençtir (Blader ve ark, 1997).

Okul öncesi dönem ve 6 yaşındaki çocuklarda toplam uyku süresi 11-13 saattir.

Ergenlik öncesi dönem

Sonraki süreçte uyku gittikçe kısalmaya devam eder. İlkokul çağındaki çocuklarda toplam uyku süresi 10-11 saattir. Gece uyanmaları, ergenlik öncesi çocuklarda, okul öncesi çocuklara benzer oranda gecede yaklaşık iki kere devam etme eğilimindedir (Sadeh ve ark, 1991).

Ergenlik dönemi

Uyku toplam süresi ergenlik dönemindeki gençlerde 9 saat, erişkin dönemdeki kişilerde ise 7-8 saattir ( Gennaro ve Ferrara, 2003; Cortese ve ark, 2014). Bu dönemde ergenin daha az uyumaya eğilimi nedeniyle, artmış uyku ihtiyacına rağmen günlük toplam uyku süresi kısalır (Chervin ve ark, 2003).

SAĞLIKLI UYKU ALIŞKANLIKLARI EDİNİLMESİ

Bebekler ve küçük çocuklar ortam güvenliğinin sağlanmasında ebeveynlere ihtiyaç duyarlar. Bu aslında ilkel dönemlerden beri aktarılarak gelen bir kaygıdır. Diğer hayvanlar tarafından av olarak görüldüğümüz ilkel çağlarda insan yavrusu ancak annesinin yanındayken güvende ve hayatta kalabilirdi. Bebek büyüdükçe anne-babaların uyku ile ilgili oluşturduğu rutinler ve ebeveynlerle gelişen güvenli bağlanma, emniyet ve güven duygusuna katkıda bulunur. Yaşla birlikte içsel bir güvende olma duygusu da geliştirilir. Böylece çocuk kendi başına uykuya dalma ve uykusunu sürdürmeye başlar.

Ergenlik döneminde ise bu düzen tekrar bir kaosa uğrar. Gerek ergenlik döneminde meydana gelen hızlı yapısal, psikolojik ve sosyal değişimler, gerekse alınması beklenen erişkin rolleri ergen tarafından tehdit olarak algılanabilmektedir. Bu durum ergenin tetikte olma halini belirgin olarak arttırmakta ve uykuya dalmasını güçleştirmektedir.

Ergenlik döneminde uykunun geciktirilmesine biyolojik bir yatkınlık da vardır. Beynimiz uyku/uyanıklık döngüsündeki gecikmelere, erkene kaymadan daha duyarlıdır. Bu yüzden sabah daha geç kalkmak ve hafta sonları daha geç uyumak daha kolaydır (Roth ve ark, 1994). Erken uyuyabilme ve sabah erken kalkmaya beynimizin adaptasyonu daha geç olacağından, hafta sonu uyku döngüsünü kaydıran bir ergenin uykularını tekrar düzene sokması hafta ortalarını bulacaktır.

Sonuç olarak oluşan; uyku süresindeki bu belirgin azalma ve neden olduğu gün içi uykululuk ergenlerin fizyolojik ihtiyacı ile uyumsuzdur. Bu kronik uyku borcu gündüz uykululuk halinin ve yorgunluk hissinin oluşmasına neden olur

Gün içi uykululuğun artması hem okul çağı çocuklarda (Drake, 2003) hem de ergenlerde(Wolfson ve Carskadon, 1998);

  • Düşük okul başarısı,
  • Öfkeli davranışlarda artış,
  • İyilik halinde ve okuldan alınan keyifte azalma,
  • Hastalıklar ve devamsızlıkta artış ile ilişkili bulunmuştur.

Ayrıca ergenlik dönemi; özgürlüğün artması, anne-baba denetiminin azalması, yatma saatinde ekran maruziyeti nedeniyle uykuyu başlatma ve sürdürmenin zorlaştığı bir dönem olarak tariflenebilir.

Yeterli ve kaliteli bir uyku bütün yaşlarda sağlıklı bir yaşam sürmenin temel gereksinimlerinden biridir.

Uyku bozuklukları ;

  • Psikiyatrik hastalıklarda artış,
  • Dikkat ve motivasyonda azalma,
  • Okul performansında azalma,
  • Streste artış,
  • Çabuk kızmada artış ve davranış kontrolünde azalma,
  • Sosyal ilişkilerde bozulma ile ilişkilidir

(Şenol ve ark., 2012).

 

Çocuklarda ve ergenlerde uykusuzluğun gelişmesi ve sürdürülmesinde çocuk, ebeveyn, aile ve çevre ile ilişkili pek çok faktörün rol oynadığı düşünülmektedir. Olumlu uyku alışkanlıkları geliştirebilmesi büyük önem taşımaktadır.

 

Sevgiyle kalın…